En güç durumdaki çocukların yazgısını tersine çevirmek için...

..

CENEVRE, 28 Haziran 2016 — Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Asya’daki çocuklar, bölgelerindeki eşitsiz ve adaletsiz ilerlemenin bedelini ödüyor… UNICEF bugün yeni bir raporun yayınlanması dolayısıyla yaptığı açıklamada bölgedeki çocukların yoksul kalma ve yetişkinlerden daha güç duruma düşme olasılıkları bulunduğunu belirtti.
 
UNICEF’in yıl içinde yayınladığı en önemli rapor olan Dünya Çocuklarının Durumu 2016: Her çocuk için adil bir şans, tüm dünyada çocuklar için sağlanan büyük ilerlemeyi özetlemektedir. Ne var ki, aynı rapora göre dünya en dezavantajlı konumdaki çocukların durumuna odaklanmadıkça Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için belirlenen yıl olan 2023’e gelindiğinde 69 milyon çocuk, çoğu önlenebilir nedenler yüzünden yaşamını yitirmiş olacak; 167 milyon çocuk yoksulluk içinde yaşamını sürdürecek ve 750 milyon kadın da henüz çocuk yaştayken evlenmiş olacaktır.
 
Bölgede ilerleme eşit ya da adil biçimde gerçekleşmemekte ve bu durumun faturası da çocuklara kesilmektedir. Çocukların yoksulluk içine düşme olasılıkları yetişkinlere göre daha büyüktür. Risklerin en yüksek olduğu yer Doğu Avrupa olmakla birlikte bu durum Avrupa Birliği ülkelerinin çoğu için de geçerlidir. Avrupa’da hareket halinde olan ve sığınma olanağı arayan mülteci ve göçmen çocuklar toplumda en fazla dışlanmış kesimi oluşturmaktadır.
 
Bölge Direktörü ve Mülteci ve Göçmen Krizi Özel Koordinatörü Marie-Pierre Poirier konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Bölgedeki ülkeler bir tercih yapmak durumundalar. Bugün, ulaşılmamış olanlara ulaşmak üzere hedefler belirleyerek en dışlanmış konumdaki çocuklara yatırım yapanlar gelecekte bunun ödüllerini alacaklardır. Böyle yapmayanlar ise, eşitsiz ilerlemenin gerilettiği bölünmüş ve adaletsiz toplumlar gibi bir sorunla boğuşmak zorunda kalacaklar. Eşitsizlik kaçınılmaz değildir, ona karşı mücadele etme yolunu seçebiliriz.”
 
Dışlanmış topluluklara mensup çocuklar, özellikle Avrupa’daki Roman toplulukların çocukları sağlık alanında büyük eşitsizliklerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Örneğin 2012 yılına bakıldığında, Güneydoğu Avrupa’da bir ülkede Roman olmayan çocukların yüzde 68’i tam bağışıklanmış iken bu oran Roman çocuklar arasında yüzde 4’te kalmaktadır.
 
Hepsi birlikte ele alındığında bölgede ortaöğretim çağında olup halen okul dışında kalan 12 milyon çocuk bulunmaktadır. Bununla birlikte okuldan erken ayrılma riskinin en yüksek olduğu kesimlerin, en yoksul ailelerin ergen yaşlardaki çocukları ile etnik ve dilsel azınlıklara mensup çocuklardan oluştuğu da bilinmktedir. Diğer yandan yoksulluk ve yoksunluk çocukları kurumsal bakıma da zorlamaktadır. Bölgede 1,3 milyon kadar çocuk resmi bakım altında yaşamını sürdürmekte, bunların yarısı sağlıkları, gelişimleri ve gelecekleri üzerinde olumsuz etkilerde bulunabilecek bakım kurumlarında bulunmaktadır. Bu konuya ilişkin reformların yürürlüğe koyulması gündemde yer alırken, geliştirilen yeni hizmetler de kurumsal bakıma alternatifler sunmaktadır. Ancak engelli çocuklar söz konusu olduğunda bu hizmetlerden faydalanma şansı en aza inmektedir.
 
Bölgedeki birçok ülke bu konuları ele almakta, çoğu durumda UNICEF ve ortaklarının desteğiyle çocuklara yönelik sosyal koruma ağları geliştirmektedir.  Örneğin, çocuklara ücretsiz sağlık hizmetleri veren, güç durumdaki kesimlere yönelik devlet sübvansiyonlu sağlık sigortası sistemleri Belarus, Hırvatistan, Romanya ve Sırbistan gibi ülkelerde şekillenmektedir.
 
Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya, Romanya ve Ukrayna’da Roman sağlık ve toplum aracıları Romanların bir dizi hizmete erişimine yardımcı olmaktadır. Kırgızistan’da yürütülen bir kampanyada kırsal kesimde yaşayan on binlerce insan topluluk düzeyinde çalışan kişiler ve radyo aracılığıyla yararlanabilecekleri hizmetler konusunda bilgilendirilmiştir.
 
Karadağ’daki farkındalık yaratma kampanyası engelli çocukların eğitimine yönelik tutumlarda değişikliğe yol açmıştır. 2015 yılında yapılan bir ankete göre Karadağlıların yüzde 78’i kapsayıcı eğitimden yana görüş belirtmiştir; oysa bu oran 2010 yılında yüzde 35 olarak kaydedilmiştir.
 
Dijital ve mobil teknolojilerin ve diğer yeniliklerin yaygınlaşması, ayrılma riski altındaki çocukların ve ailelerin gerekli destek hizmetlerini almalarını mümkün kılmaktadır.
 
Raporda belirtildiğine göre çocuklar için eşitliğin sağlanması bir öncelikler meselesidir; en fazla ihtiyaç içinde olanlara yatırım yapılmasının hem ahlaki hem de stratejik öneminin kavranmasını gerektirir. Örneğin:
 

  • Çocukları muhtaç oldukları desteğe ulaşmaktan alıkoyan, kritik fırsatlara ve hizmetlere erişimlerini önleyen engellerin ve tıkanıklıkların ortadan kaldırılması.
  • Programlar ve kamu harcamalarıyla taahhütlerin eyleme geçirilmesi; böylelikle örneğin engeli olan çocuklar, Roman ailelerin çocukları ve yoksul ailelerde yaşayanlar gibi en dezavantajlı konumdaki çocukların yaşamlarında iyileşme sağlanması. Güç durumdaki çocuklara yönelik sosyal korumanın iyileştirilmesi ve kapsamının genişletilmesi de buna dâhildir.
  • Hükümetlerin ve donörlerin çocuk odaklı politikalara yatırım yapmaları.
  • Savaşlardan, çatışmalardan ya da ekonomik güçlüklerden kaçmak zorunda kalan mülteci ve sığınmacı çocuklar dâhil tüm çocukları etkileyen çatışma ve şiddete son verme kararlılığının sergilenmesi.

 
Editörün notu:
 
Raporu temel alan, bölgedeki ülkelerde sağlanan ilerlemelere, ortadaki güçlüklere ve buna göre yapılan tavsiyelere odaklanan bölgesel özet için bakınız: bit.ly/SOWC2016RB
 
Mültimedya materyalini indirmek için: http://weshare.unicef.org/Package/2AMZIFFS4KH

 


Daha fazla bilgi için:
 
Kristen Elsby, UNICEF Cenevre, kelsby@unicef.org, +41 79 938 82 73